Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Felsefe Üzerine Yazılar

Felsefe tarihi yazili belgelerle baslar. Yazinin bulunmasindan önceki düsünceler efsane olarak korunur ve karakterlerle bezenmistir. Insanlar bilimi gelistirmeden önce (Daha önce bilimin var olup da sonradan dogal afetlerle yok oldugunu düsünüyorum, Misir ve Inka medeniyetleri gibi.) doga olaylarini tanimlamaya çalismistir. Bu çalismalarda öncü millet Yunanlilar olmustur. ( Zeyna veya Herkul dizileri de bu olaylari incelemislerdir.Siz onlari macera dizileri sanabilirsiniz ama onlar bize mitoloji dersi vermeyi amaçlar.) Zeus (Herkul'ün babasi :) )kizinca yagmur, kar ve dolu yagdirmistir. Hera mutlu olunca bahar gelmistir, Apollon yellenince firtinalar ve tayfunlar olusmustur. Hatta son El-Nino olayi onun son aksam yemeginde yedigi pilav üstü nohutun marifeti oldugu düsünülmektedir! Bunun gibi örnekler çogaltilabilir. ( Ha, bu arada Zeynanin hangi sülaleden oldugunu bilmiyorum. Bilen varsa lütfen bildirsin. Bi arkadasa isteyecez....) Bunlarin hepsi insanlarin dogayi anlama çabalarinin bir sonuçudur. Böylece mitler olusmustur. Mitler yasami anlamaya yönelik tanrisal anlatilardir. Nedense bütün tanrilar insan karakterlerine sahiptirler. Hüzün, sevinç, ask, sevgi, kiskançlik gibi duygularin hepsini beslerler. Tabi Yunanlilarda tabi Yunanlilar da tanrilar sarisin , afrika kabilelerinde ise kapkaradir. Böyle bir genellemeyi Hristiyan kiliselerinde de yapabiliriz. Bütün melekler sarisin, mavi gözlü ve çok güzeldir. Böyle tanrilara da herhalde insan kurban etmek gerekmektedir. Mitler ilk önce MÖ. 700 yillarinda Homeros ve Hesiodas tarafindan yaziya geçirildi. Söylentilerden biri de aslinda Herkul dizisinin senaryosunun Homeros'a ait olmasidir. Tabi bizim açikgöz Hollywood' cular da senaryoyu yürütmekte geri kalmamislardir.

 

Doga Filozoflari

Doga ve dogal süreçlerle ilgilendikleri için Yunanistandaki ilk filozoflara doga filozoflari denir. Bu filozoflar doga olaylarini (genellikle madde döngülerini). Zihinlerindeki en büyük sorun da organik maddelerin nasil olup da inorganik maddelere döndükleriydi. Ve bu döngüyü doganin nasil olup da kusursuz (mükemmel) bir sekilde yapabiliyordu. Bu dönemdeki tüm filozoflarin üzerinde anlastiklari nokta, Bütün bu dönüsümlerin arkasinda belli bir özün olmasi gerektigiydi. Bilim su anda bunlara atom demekle yetiniyor. Eflatun'un siniflandirarak tanimlama yönteminde de en son hep bu özde takilip kalir.) Bu dönemdeki filozoflar mitlere bagli kalmaksizin dogayi incelemeye ve tanimlamaya çalisiyorlardi. Herseyden önce doganin süreçlerini inceleyerek dogayi anlamaya çalisiyorlardi.

Thales Bilinen ilk filozoftur. Miletos'ta yasamistir. Piramitlerin boyunu ölçmüstür.(kendi gölgesini kullanarak) MS.585 yilinda ise günes tutulmasini önceden saptamistir. Herseyin özünün su oldugunu ileri sürmüstür. Her sey tanrilarla doludur' demistir. Bundan da kasti herhalde yasamin özünü düsünmesidir. Bana göre de felsefenin Bir'lik ilkesini aramaya çalismistir. Miletosun üç filozofu (ben sadece Thales den bahsettim) herseyin özünün olmasi gerektigini düsünüyordu. Fakat takildiklari sorun maddelerin nasil olup da birbirlerine dönüstükleriydi.

Parmenides O'na göre yokluk diye birsey yoktu :). Varolan hersey ezeliydi. Hiçbir sey yoktan varolamazdi. Baska birseyin dönüsümünde de varolamazdi. Nesnelerin degistigini sadece duyularla algiliyor, ama buna da mantigi elvermiyordu. "Gözümle görmedigime inanmam" diye bir laf vardir, ancak parmenides gözüyle gördüsüne de inanmiyordu. Duyularin biz yanilttigini düsünüyordu. Bu bana bir lafi hatirlatiyor;

- Bu dogru degil, bu yanlis bile degil !!!
 

Ana Sayfa