Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

TANRININ VARLIĞINA İLİŞKİN BAZI FARKLI YAKLAŞIMLAR

Tanrının varlığı konusunda üç temel yaklaşım oluşmuştur.

Tanrının varlığını kabul eden görüşler ( Teizm, deizm, panteizm)

Tanrının varlığını reddeden görüşler ( Ateizm)

Tanrının varlığının ya da yokluğunun bilinemeyeceğini öne süren görüşler (Agnostisizm)

Tanrının Varlığını Kabul Eden Görüşler:

TEİZM : Bu anlayışa göre Tanrı yaratıcıdır, oluşun kaynağı ve koruyucusudur.

Tanrı güç, gerçeklik ve değer bakımından en yüksek varlıktır. Ezeli ve ebedi olan salt akıl ve iyilik olan yüce bir iradedir.

Teistler Tanrı'nın varlığını bazı kanıtlarla temellendirmeye çalışmışlardır.

Ontolojik Kanıt : Tanrı kavramından Tanrı'nın varlığını çıkartmaktır. Bu kanıtlama orta çağda St. Anselmus ve yeni çağda Descartes tarafından geliştirilmiştir.

Hudus (Varlığın ortaya çıkması) Kanıtı : Sonradan meydana gelen her şey, mantıken onu meydana getiren bir varlığa muhtaçtır. Evren de zaman içinde sonradan meydana geldiğine göre, onu meydana getiren varlık Tanrı'dır.

Bu kanıt ilk olarak İslâm felsefesinde kelamcılar (kelam, İslâm felsefesinde Tanrı'nın varlığını ve birliğini akıl ve mantık yoluyla kanıtlamak isteyen görüştür.) kullanmıştır.

Erdem kanıtı : Bu kanıtı St. Thomas kullanmıştır. Bu kanıtlamaya göre, evrende var olanların bir mükemmellik sıralaması vardır. Bu sıralamanın en üst katında bulunan, her şeyin en mükemmeli olan Tanrı'dır.

Ahlâki Kanıt : İnsan iyilik yapmaya, kötülüklerden kaçınmaya eğilimlidir. Bu bir ahlâk yasasıdır. Bu yasa öğrenilmemiştir, özümüzde , vicdanımızda hazır olarak bulunur. Bunu insana kazandıran Tanrı'dır.

Teistler Tanrı'nın varlığını nedensel olarak kanıtlamak isterler. Her bir şeyin bir nedeni vardır. Her bir neden başka bir nedenin sonucudur. Bu nedensellik zincirini sonsuza kadar götürmek insan aklı için mümkün olmadığından, kendisi sonuç olmayan nedende durulur. İşte, teizme göre ilk neden Tanrı'dır.

DEİZM : 17. Yüzyılda Fransa ve İngiltere'de ortaya çıkan bir anlayıştır. Bu görüş Tanrı'yı akla dayanarak açıklamak ister. Dindeki mucizelere, boş insanlara karşı çıkarak batıl görüş ve dogmalardan insanı koruyarak, insanların din çerçevesi içinde akıllı, bilgili ve sorumlu biçimde davranmalarını amaçlar.

Deizm, laikliğin doğması ve gelişmesinde etkili olmuştur.

Deizm'e göre ;

Tanrı ilk neden olarak evreni yaratmıştır.

Tanrı, varlık düzenini bir kere yaratmıştır ve daha sonra müdahale etmesi akla aykırıdır.

İnsan için en önemli ödev evren ve yasalarını akıl yoluyla bilmek ve anlamaktır.

Dinlerdeki duygusal ve akla aykırı Tanrı kanıtlamaları gereksizdir.

Bu görüş Cherburi (1581-1648 ) , J. Locke , J.J. Rousseau , Voltaire tarafından temsil edilmiştir.
PANTEİZM : Tanrı ile evreni bir, aynı ve özdeş kabul eden görüştür. Panteizm, anlam olarak tümtanrıcılık demektir.

Panteizme göre Tanrı'nın evrenden ayrı ve bağımsız bir varlığı yoktur. Tanrı doğada, nesnelerde, insan dünyasında vardır. Her şey Tanrı'dır.

Bu anlayış Hindu, Buda dinlerinde hayalgücü geleneğine göre bir panteizmi gösterir. Bir felsefe tasarımı olarak panteizm ise, eski Yunan felsefesinde Plotinos (205-270) , Rönesans'tan sonra Giordano Bruno (1548-1600) ve Spinoza (1632-1677)tarafından temsil edilmiştir.

Tasavvuf (mistisizm) düşüncesi de özünde bir panteist anlam taşımaktadır. Hallac-ı Mansur ve Mevlâna bu düşüncededir.

Tanrı'nın Varlığını Reddeden Görüşler :

Bu görüşe ateizm denir. Ateizm, Tanrı'nın varlığını kabul etmeme olduğu gibi dini inançsızlığı ve tüm dinlere karşı olmayı gösterir.

Ateist, düşünerek, akıl yürüterek, tartışarak Tanrı'nın var olmadığını öne süren kişidir.

İlkçağda sofistlerden bazıları Tanrı'nın insanları suç işlemekten alıkoymak için kurnaz yöneticilerin uydurduğu bir kavram olduğunu öne sürmüşlerdir.

İngiliz filozof D. Hume, dünyadaki kötülükler ile gücü her şeye yeten Tanrı'nın var oluşunu bir çelişki sayan görüşlerini şöyle dile getirmiştir.

" Tanrı kötülükleri önlemek istiyor da gücü mü yetmiyor? Öyleyse o, güçsüzdür. "

" Yoksa Onun bu kötülükleri engellemeye gücü yetiyor da önlemek mi istemiyor? Öyleyse o, kötü niyetlidir."

" Fakat, Tanrı hem güçlü ve hem de kötülüğü ortadan kaldırmak niyetinde ise, bunca kötülük nasıl oluyor da var oluyor?"

Felsefe tarihinde ateizm, daha çok materyalist filozoflar tarafından bilinçli olarak savunulmuştur. Materyalistler ateizmi metafizik gerekçelerle savunmuşlardır.

Teistlere göre Tanrı, bütün var olanların nedenidir, ama, kendisinin nedeni yoktur. Ateistler bu görüşü reddeder. Çünkü, her neden başka bir nedenin eseridir. Tanrı bir nedense, onun da bir nedeni olmalıdır. Buna göre, nedeni olmayan neden olarak Tanrı var olamaz.

Ateizmi savunan önde gelen düşünürler Karl Marx ,Feuerbach, Nietzsche, Jan Paul Sartre 'dir.

Nietzsche'ye göre Tanrı ölmüştür. Tanrı ile beraber tüm eski değerler de yıkılmıştır. Tanrı'nın yerini ise 'üstün insan' almıştır. Yıkılan eski değerlerin yerini de üstün insanın değerleri alacaktır. Bu durum insanı özgürleştirecektir.

J.Paul Sartre'a göre insanın özgür olmasının yolu Tanrı'nın yokluğundan geçer. Çünkü, Tanrı'nın varlığı, insanın özgür olarak kendi değerlerini yaratmasını engeller.

3. Tanrı'nın Varlığı Ya da Yokluğunun Bilinemeyeceğini Öne Süren Görüşler:

Bu görüşe agnostisizm denir. Bu anlayış Tanrı'nın varlığı karşısında şüpheci bir tavır almaktır.

Bu görüş İlkçağda Sofist filozof Protagoras tarafından öne sürülmüştür. Protagoras'a göre, Tanrı'nın duyularla algılanamaması, insanın ömrünün kısa oluşu Tanrı hakkında bilgi edinmeyi engeller.

Huxley (1825-1895) agnostisizm deyimini ilk kullanandır. Ona göre, duyularımızın kavrayamadığı şeyler arasında Tanrı kavramı da vardır. Tanrı'yı duyularımızla algılayamadığımız için var olup olmadığını yargılayamayız.

Agnostisizm, doğrudan Tanrı'yı reddetmemekte, ancak onu bilmenin mümkün olmadığını öne sürmektedir.
 
 

Din Felsefesi Sayfasına Dön            Ana Sayfa