Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

İDEAL DÜZEN ARAYIŞLARI

Toplumlar bir devlet düzenine sahip olduktan sonra da, daha farklı bir devlet isteği ile yeni düşünceler geliştirme denemelerinde bulunmuşlardır. Bu düşünceler ile ideal devlet tasarımları doğmuştur.

İdeal düzenin olup olamayacağı sorununda birbirine karşıt iki görüş gelişmiştir. Bunlardan biri ideal bir düzenin olabileceği, diğeri ise olamayacağı üzerine gelişmiştir.

İdeal düzenin olamayacağı, sofistler ve nihilistler tarafından savunulmuştur.
Sofistlere göre, “her şeyin öiçüsü insandır.” ve insanların ortak bir toplum ve

devlet düzeni meydana getirmeleri, insanın özelliği ile bağdaşamaz. Bu nedenle, insan özelliğine dayanan ideal bir devlet düzeni de tasarlanamaz.

Nihilist anlayış da devleti, insanın özgürlüğünü kısıtladığı ve bu nedenle insanın doğasına aykırı gördüğü için ilke bakımından sosyal düzeni ve devleti ve devleti reddeder. Bu anlamda nihilizm, kimi düşünürlerde anarşizmle özdeşleşir.

İdeal düzenin olabileceğini öne sürenler, ideal düzeni farklı ölçütlere göre savunmuşlardır. Bu ölçütler özgürlük, eşitlik ve adalet kavramlarıdır.

Özgürlüğü Temel Alan Yaklaşım: Bu görüşe göre, ideal düzenin temel ilkesi özgürlüktür. Bu sağlandığı takdirde ideal düzen gerçekleşebilir. Liberalist düzen olarak savunulan bu görüşte, bireysel özgürlük bireyin en önemli hakkı olarak değerlendirilmiştir. Bu görüşün temsilcisi Adam Smith ve J. S. Mill’dir.

Eşitliği Temel Alan Yaklaşım : Özgürlüğü öngören liberal anlayış, liberal ekonomiyi doğurmuştur. Bu ekonomi toplumlarda farklı gelir düzeyinde sosyal sınıfların doğmasına yol açmış ve buradan da kapitalist sınıf ile işçi sınıfı arasında bir mücadele başlamıştır.

İşte bu düzene karşı çıkanlar yeni bir devlet düzeni arayışına başlamışlar ve amaçlanan yeni devlette sosyal sınıflar arasında eşitliği sağlayacak bir düzeni öngörmüşlerdir. Bu yolda yapılacak iş, üretim araçlarının kamulaştırılmasıdır. İdeal devlet bu anlamda bir sosyalist devlet olacaktır. S. Simon, Proudhon, K. Marx böyle ideal bir devlet modelini savunurlar.

Adaleti Temel Alan Yaklaşım : Bu görüşe göre, hem özgürlüğün hem de eşitliğin toplumda tam olarak kullanılamayacağı, oysa bünyesinde özgürlük ve eşitliği birleştiren bir kavram olan adalet ile ideal düzen gerçekleşebilir. Böyle bir devlet anlayışı hukuka dayalı bir düzen gösterir. Böyle bir ideal düzende özgürlük deyince bireyin çalışma, düşünce ve yaratma özgürlüğü, eşitlik deyince de bütün yurttaşların yasaların önündeki eşitliği anlaşılmaktadır.

Böyle bir ideal düzen devleti, günümüzün demokratik hukuk devletinde örneğini bulmaktadır.

İdeal bir düzende öiçütler olarak ayrı ayrı öne sürülen özgürlük, eşitlik ve adalet kavramları aslında birlikte ideal düzeni belirleyen temel ölçütlerdir. Bu üç kavram birbirinden ayrılmaz bir bütündür. Bu durum gerçek bir demokrasi anlayışını ifade eder. Demokratik devlet, içerdiği bu kavramlar nedeniyle bir hukuk devleti olur.
 

Siyaset Felsefesi Sayfasına Dön            Ana Sayfa