Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Evrensel Ahlâk Yasasının Varlığını Reddeden Görüşler

HAZ AHLÂKI (Hedonizm): Bu görüşü savunanlar insan eylemlerinin hazza yönelik olduğunu, hazzın iyi, acının kötü olduğunu ve ahlâk olayının kişiye bağlı öznel bir olay olduğunu kabul eder. Burada varılmak istenen haz, duyusal, öznel bir hazdır.

BENCİLLİK AHLÂKI (Egoizm): Eylemlerde insanın yalnız kendini ve kendi çıkarını düşündüğünü, ahlâksal iyinin de böyle bir fayda düşüncesine dayandığını ileri sürer. Örneğin, M. Stirner (1806-1856) aşırı bireyci bir görüşle, bireyin yalnız kendi işine yarayan, bencilliğini tatmin eden şeyi bir değer olarak kabul ettiğini söyler.
 

ANARŞİZM: Bu anlayış toplumsal düzeni ve ortak toplumsal değerleri reddederek kişisel iradeyi egemen kılmak ister. Çağımızda böyle bir anarşist örneğini, toplumsal kurumları ve değer sistemleri ile devleti yıkmayı öğretisinin baş amacı olarak koyan Rus düşünür A. Kropotkin’dir.(1842-1921).

Alman düşünür F. Nietzsche (1844-1900)’nin bütün felsefesinde bir başkaldırı vardır. Toplumun bütün değerlerine karşı çıkmıştır. Nietzsche, Darwin’in kuramında belirtildiği gibi “ güçlüler yaşam savaşı içinde güçsüzleri yok eder.” anlayışını benimsemiştir. O, ahlâkın amacının eşitlik olamayacağını düşünür. Çünkü, hayatın içinde eşitlik yoktur. İçinde yaşadığı dönemin ahlâk anlayışını bir köle ahlâkı olarak yorumlar ve tüm dinsel değerlere karşı çıkar. Bunun yerine insanlara yeni amaç ve değerler sunmaya çalışır. Nietzsche’nin anlayışında insanın kendi çıkarları için gereğinde başka insanları yok etmesi iyi ve soylu bir davranıştır. Soylu sınıf her şeye egemen olunca, sonunda üstün insan ortaya çıkacaktır. Üstün insan güçlüdür, her şey onun için çalışır.

Nietzsche’nin bu anlayışında güç en yüce erdem olarak değerlendirilmiştir.

Nietzsche’nin bu görüşlerinden en çok Hitler etkilenerek ‘üstün ırk’ görüşüne kapılmıştır.

Fransız düşünür J. P. Sartre (1905-1980), varoluşçu felsefenin kurucularındandır. O da evrensel bir ahlâk yasasının olamayacağını savunur.

Sartre’a göre biricik mutlak değer özgürlüktür. Özgürce yapılan her şey ahlâka uygundur. İnsanın kendi yaptığından pişmanlık duymaması gerekir. Eğer pişmanlık duyarsa özgürlüğünü, dolayısıyla kendini yok ediyor demektir. Pişmanlık duymamak ise asıl ahlâklılıktır. Öyleyse, insanları suçlarından değil pişmanlıklarından kurtarmak önemlidir.

Sartre’a göre insan kendi varlığını kendi kurar, özünü kendi oluşturur. Bunu insan özgür atılımlarıyla gerçekleştirir. İnsan hep özgürlük peşinde koşmalıdır. Bu ise karar verme ve seçme yapmayı gerektirir. Bu seçmede ‘iyi’ ve ‘kötü’ yoktur. İnsan özgürce her şeyi seçmelidir
 
 

Ahlak Felsefesi Sayfasına Dön          Ana Sayfa